Sitemize reklam vermek için yorumkat@yandex.com adresine mail atabilirsiniz
8 sonuçtan 1 ile 8 arası
  1. #1
    Asil kartal sevgisun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.12.2005
    Yer
    Kemalizm Yaşam Biçimimdir
    Mesajlar
    5.297
    Rep Gücü
    3620

    Standart Anıtkabir'in Yeri Nasıl Seçildi?


    Atatürk ölünce, O’na ululuğuna yakışır bir anıtmezar yaptırılması düşüncesi, bütün ulusumuzun ortak bir isteği olarak ortaya çıktı. Atatürk, ölmeden önce, kendisi için bir mezar yaptırmamıştır. Halbuki, bu gelenek bizde çok yaygındı.
    Atatürk isteseydi, kendisi için büyük, gösterişli bir anıtmezar yaptırabilirdi. Bunun için yeterli geliri vardı. Fakat o, ölmeden önce bütün malını, mülkünü, parasını ulusuna bağışladı. Atatürk bir başkanın, bir devlet adamının zorlamalarla büyük olamayacağına, saygı göremeyeceğine inanıyordu. Ona göre bir lider, yurduna ve ulusuna büyük hizmetler etmiş ise, ulusu onu unutmazdı. Atatürk yurdunu düşmanlardan kurtarmış, ulusunu çağdaş uluslar arasında hatırı sayılır bir seviyeye çıkaran bir çok inkılaplar yapmıştır. Türk ulusu dünyanın en vefalı ulusu idi. O, büyük kurtarıcısını unutmayacaktı. Ata, kendisine mazar yaptırmadığı gibi, gömüleceği yer içinde vasiyette bulunmamıştı.
    1923 yılında, bir akşam yemeğinde, esmi Mısırlıların mumya yapmaları konuşulurken söz, Atatürk’ün mumlayanması ihtimaline gelmişti. Atatürk:
    “Elbet birgün öleceğim, beni Çankayaya gömer, hatıramı yaşatırsınız.” Demiş, biraz sonra da:
    “Beni milletim nereye isterse oraya gömsün. Fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer, Çankaya olacaktır.” Diye eklemişti.
    Gene bir akşam, sofrada, Ata’nın ölümlü oluşu söz konusu olmuş, gömüleceği yer üzerinde durulmuştu. Atatürk’ün arkadaşlarından biri, Ulus Meydanı’ndan İstasyon’a giden yol üzerinde, dört yolun kavşağındaki yuvarlak yerin mezar için çok uygun olduğunu ileri sürmüştü. Ata:
    “İyi ve kalabalık bir yer. Fakat ben böyle bir yeri milletime vasiyet edemem” demişti.
    O akşam sofrada bulunanlardan Recep Peker, Atatürk’ün yurdumuzun sınır boylarından getirilecek topraklar içine yatırılmasını ileri sürmüştü. Atatürk, Recep Peker’in bu düşüncesinden çok duygulanmış ve Bayan Âfet’e:
    “Bunu Unutma!…” demişti.
    Bu hatıralardan anlaşılıyor ki, Atatürk gömüleceği yer konusunda kesin bir düşünce ileri sürmemiş, bir vasiyet yapmamıştı. Atatürk’e yakınlıkları bilinen yazarlar da bu konuda bir şey yazmamış, söylememişlerdi. Atatürk, Çankaya’yı çok severdi. Konuşmaları sırasında hatıralarının Çankaya’da yaşayacağını söylemişti. Üstelik yıllarca Atatürk’le birlikte bulunan Sayın Prof. Âfet İnan, Atatürk’ün “Beni milletim nereye isterse oraya gömsün…” dediğini açıklamakta idi. Büyük önderin gömüleceği yeri milleti seçmeliydi.


    ÖZEL BİR KOMİSYON
    Atatürk’e yüce kişiliği ile oranlı bir anıtmezar yaptırılması düşüncesi, ulusun ortaklaşa bir isteği olarak ortaya çıktığı sırada hükumet bu konuda özel bir komisyon kurdu.
    ATATÜRK’ÜN YATTIĞI YER TÜRK ULUSU’NUN KALBİDİR
    Atatürk için büyük bir anıtmezar yaptırılmasına karar verildikten sonra ilk iş, bu anıtın yerinin seçilmesi idi. Bunun için komisyon, yerli ve yabancı ünlü kişilerin, özel ve tüzel kurumların düşncelerini sordu. Bu arada, o sıralarda yurdumuzda çalışan ve Ankara’nın ilk bayındırlık projesini yapan ünlü şehircilik uzmanı Prof. Jansen’e, yeni Büyük Millet Meclisi’nin mimarı Prof. Holzmeister’e, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mimarı Prof. Taut’a ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde Prof. Belling’e de baş vuruldu.
    Atatürt Anıtkabir’I için şu yerler ileri sürülüyordu:
    • Çankaya
    • Etnografya Müzesi
    • Büyük Millet Meclisi’nin arkasındaki tepe (Kabatepe)
    • Ankara kalesi
    • Bakanlıklar (Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılan arsa)
    • Eski Ziraat Mektebi
    • Gençlik Parkı
    • Altındağ (Hıdırlıktepe)
    • Gazi Orman Çiftliği
    Atatürk’ün yatırılacağı yerin seçilmesi basında, aydınlar ve hatta halk arasında derin ilgi uyandırmıştı. Büyük kurtarıcı için en uygun yerin seçilmesi ve O’nun büyüklüğü ile oranlı bir anıtın ortaya konulması isteniyordu.
    GAZİ ORMAN ÇİFTLİĞİ
    Anıtkabir için Gazi Orman Çiftliği’ni ileri sürenler, en çok bu yerin yeşilliğini, gezi yeri oluşunu ve Atatürk’ün, kendisi tarafından kurulan bölgeye gömülürse, yaşadığı zamana ait anılarının içinde mutlu olacağını savunuyorlardı.
    Buna krşı olanların düşünceleri şöyleydi:
    Gazi Orman Çiftliği, gazinoları, bahçeleri ve türlü eğlence yerleri ile, Ankara halkının belli başlı bir gezi yeri olmuştu. Atatürk’ü buraya gömmek, burada kaynayan neşeli hayatı söndürebilirdi. Gerçekten bir hayat kaynağı olan ve ölmüş sanılan bir ulusu canlandıran Atatürk’ün ölüsü, daha sessiz bir yere yatırılmalıydı. Çünkü Ata, Orman Çiftliği’ni bir mezarlık değil, bir dinlenme ve eğlence yeri olarak yaptırmıştı.
    ALTINDAĞ
    Altındağ gerçekten bu bölgenin en yüksek tepesidir. Tepe, şehrin her yerinden ve çok uzaklardan görünmesi bakımından bir anıt yapmaya elverişlidir. Fakat Altındağ, çok dik bir tepedir. Bu dik yamaçlara halkın çıkması zordur. Bundan başka Atatürk gibi bir büyük devlet adamının şehrin ortasındaki bir tepeye gömülmesi, gelenek dışıdır. Bu mahsurlardan ötürü, Altındağ teklifi fazla itibar görmemiştir.
    ZİRAAT MEKTEBİ
    Buraya yapılacak anıt­, ne kadar büyük olursa olsun, tepeler arasında istenilen gösteriş, ululuk sağlanamayacaktı. Bundan başka, Atatürk’ün Ankara’ya gelişi bir başlangıç sayılsa bile, ölümü, bir “son” değildi. Çünkü Atatürk, yeni Türkiye’yi ölmez değerler, düşünceler üzerine kurmuştu. Ölen, Atatürk’ün sadece “fani vücudu” idi. O’nun ortaya koyduğu ilkeler, ölümsüzdü. Bundan başka, Ziraat Mektebi’nin bulunduğu yer, şehre uzaktı. Bundan ötürü, Anıtkabir’in burada yapılması uygun görülmedi.
    KABATEPE
    Anıtkabir için, yeni Büyük Millet Meclisi’nin arkasındaki Kabatepe de teklif edilmişti. Burayı ileri sürenlerin başında Büyük Millet Meclisi’ni yapan ünlü mimar Prof. Holzmeister vardı. Bu ünlü mimar, Atatürk’ün sağlığında Çankaya Köşkü’nü yapan sanatçılardan biriydi. Fakat Kabatepe, komisyonda tutulmadı.
    BAKANLIKLAR
    O zamanlar, şimdiki Milli Eğitim Bakanlığı’nın bulunduğu arsa boştu. Komisyon’a, Anıtkabir’in bu arsaya kurulması da teklif edildi. Fakat bu yer, şehrin ortasında ve günlük hayatın en işlek bir alanı olduğu için uygun görülmedi.
    ANKARA KALESİ
    Ankara Kalesi, bu bölgenin yüksek yerlerinden biridir. Burada yapılacak anıt, çok uzaklardan görülebilir. Kale, başkentin sembolüdür. Kurtuluş Savaşı’nda Ankara Kalesi, halk türkülerine bile girmiştir. Bundan başka, kale, şehrin tarih bakımından ünlü bir anıtıdır. Atatürk’ü bu tarih hazinesine yatırmak, O’nun yüce kişiliğine çok uygun düşer.
    Türk Ulusunun kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Atatürk, yeni bir çağ açmış olan bir başkandır. O, Türk Ulusunun geçmişinden çok geleceğini temsil eder. O’nun koyduğu ilkeler, gelecekte daha mutlu olmamız için yapacağımız işlerde bize ışık tutar. Bundan ötürü Atatürk’ü görevini tamamlamış tarihî, eski bir anıtın içine gömmek doğru değildir. O, tek başına bir değerdir. Başka bir tarihî desteğe ihtiyacı yoktur.
    Anıtkabir Komisyonu, birçok bilim adamlarının ileri sürdükleri bu düşünceleri uygun buldu. Bundan ötürü Anıtkabir’in Ankara Kalesi’nde yapılmasından vazgeçildi.
    ÇANKAYA
    Atatürk, uzun yıllar Çankaya’da oturmuştur. Çankaya, o’nun anıları ile doludur. Ata, Çankaya’yı çok severdi. O, “Benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya’dır.” Demiştir. Bu sözler bir vasiyet sayılmalıdır. Türk Ulusunun Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve daha sonraki intılaplarımızın plan ve programları burada hazırlanmıştır. Anıtkabir Çankaya’da yapılmalı; Ata’nın anıları canlı tutulmalıdır.
    Bu teklifi, birçok fikir adamları ve bu arada birçok yazarlar destekliyorlardı. Anıtkabir’in Çankaya’da yapılmasına karar verilmek üzereydi.
    BÜYÜK KOMİSYON
    Anıtkabir’in kurulacağı yerin kesin olarak tespiti için Büyük Millet Meclisi’nde 17 kişilik bir üst komisyon kuruldu. Başbakanlıktaki komisyona, bu konuda gelen teklifler, dosyalar hâlinde düzenlenmiş, Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmişti. Komisyon üyeleri, dosyaları incelemişlerdi. Anıtkabir’in ya Çankaya’da ya da Etnografya Müzesi’nin bulunduğu yerde kurulmasına karar verilmek üzereydi. Toplantıda Komisyon Başkanı “Teklif edilen yerleri incelediniz. Üye arkadaşlar başka yerler de arayabilirler” dedi.
    Anıtkabir Komisyonu üyelerinden Mithat Aydın, ileri sürülen yerlerin hiçbirini uygun bulmuyordu. Ertesi gün Ankara’nın birçok yerlerini bu amaçla gezdi, inceledi.

    RASATTEPE’NİN BULUNUŞU
    Aydın Milletvekili olan Yüksek Mühendis Mithat Aydın, otomobili ile çıkamadığı yerlere yayan tırmanıyordu. Etlik’I, Keçiören’I, Cebeci’yi Altındağ’I gezdi. En son, o zamanlar üzerinde birkaç küçük yapı bulunan Rasattepe’ye çıktı. Bu tepe, şehrin ortasındaydı. Çevresi boştu. Burada yapılacak Anıtkabir, çok uzaklardan görülebilirdi.
    Mithat Aydın, Komisyonun son toplantısında, Anıtkabir yeri olarak Rasattepe’yi ileri sürdü. Tepenin özelliklerini anlattı. Fakat daha önce Çankaya üzerinde düşünce birliğine varmış olan üyeler, kararlarından dönmüyorlardı.
    Aynı gün yapılan ikinci toplantıda, birçok üyeler söz aldılar. En son Süreyya Özgeevren söz aldı. Rasattepe’nin Anıtkabir için çok elverişli özelliklerini anlattı ve sözlerini şöyle bağladı:
    “Rasattepe’nin bunlardan başka bir özelliği daha vardır ki, hayali genişçe olan her kişiyi derin bir şekilde ilgilendirir sanırım. Rasattepe, bugünkü ve yarınki Ankara’nın genel görünüşüne göre, bir ucu Dikmen’de, öteki ucu Etlik’te olan bir hilal (yarımay)’in tam ortasında, bir yıldız gibidir. Ankara, hilalin gövdesidir. Anıtkabir’in burada yapılması kabul edilirse, şöyle bir durum ortaya çıkacaktır: Türkiye’nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış Atatürk’ü kucaklamış olacaktır. Atatürk’ü böylece bayrağımızdaki yarımayın (hilal) yıldızının ortasına yatırmış olacağız. Atatürk, bayrağımızla sembolik olarak birleşmiş olacaktır! Ben bu açıklamayı, birçok aydın kişilere ve bu arada Hüseyin Cahit Yalçın’a da yaptım. Bu büyük fikir adamı “Atatürk’ün yatacağı yerin böyle açıklanmasında, gelecek nesilleri teşvik etmek bakımından büyük faydalar vardır.” Buyurmuştur. Atatürk Anıtkabir’I için Rasattepe’ye oy verecek olanlar, Atatürk’e olan minnet borçlarını ödeme yolunu tutmuş olurlar!.”
    Süreyya Özgeevren’den sonra İçel Milletvekili Emin İnankur söz aldı ve bir anısını anlattı. Emin İnankur, eski bir öğretmendi. Atatürk, onu çok severdi. Ata çok defa onu yanına alır, şehri birlikte gezerlerdi. Gene bir gezide yolları Rasattepe’ye düşmüştü. Atatürk, şehrin buradan seyrettikten sonra Emin İnankur’a dönmüş ve:
    –Bu tepe ne güzel bir anıt yeri!…demişti.
    Emin İnankur’un ve Süreyya Özgeevren’in bu açıklamalarından sonra, Rasattepe’yi beğenenler çoğunluğu sağladılar. Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılması, büyük çoğunlukla kararlaştırıldı. Karar, hükümete bildirildi. Rasattepe 15.6.1939’da bedeli ödenerek kamulaştırıldı.
    Her lafa verecek cevabım var.
    ßir lafa bakarım lafmı diye,
    ßirde söyleyene bakarımAĐam Mıdiye!...


    Çok Sevdik Be Abi!

    Kalsada Son Nefesim, YAŞASIN KEMALİZM ! ...

  2. #2
    Administrator *GOGO* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14.12.2005
    Yer
    www.Ŧ๏яυмтa.com
    Mesajlar
    32.117
    Rep Gücü
    18516

    Standart


    Konunuz onaylanmıştır...

    Teşekkürler...








  3. #3
    Asil kartal sevgisun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03.12.2005
    Yer
    Kemalizm Yaşam Biçimimdir
    Mesajlar
    5.297
    Rep Gücü
    3620

    Standart Anıttepe (Rasattepe)


    Tepenin Tarihçesi
    Anıttepe’nin eski adı “Rasattepe” idi. Anıtkabir yapılmadan önce burada, tepenin doruğunda birkaç küçük yapı vardı. Bu yapılar, rasat (meteoroloji) istasyonu olarak kullanılıyordu. “Rasattepe” adı da bundan ötürü verilmişti. Yerli Ankaralılar buraya “Beştepeler” diyorlardı. Bu ad, buradaki tümülüslerden geliyordu.
    Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılmasına karar verildikten sonra buradaki tümülüslerin kaldırılması gerekiyordu. Bu tümülüsler, Frigler’in, büyükleri için yaptıkları mezarlardı.
    Başkentimiz Ankara, Frigler zamanında, önemli bir şehir idi. Ankara içinde ve çevresindeki tümülüslerde yapılan arkeoloji kazılarında da birçok eserler bulunmuştur. Bütün bu kalıntılardan anlaşılıyor ki Frigler, ölüleri için oda gibi mezarlar yapıyorlar ölülerin yanlarına, dünyada sağ iken kullandıkları bütün eşya ve silahları koyuyorlardı. Bu gelenek, Frigler’in öldükten sonrada sürüp giden bir öteki dünya (ahiret)’ya inandıklarını göstermektedir.
    Rasattepe’deki tümülüsler, Anıtkabir yapımı sırasında, toprak düzeltilmeleri yapılırken ortadan kaldırılacaktı. Bunu duyan Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü işe el koydu. Türk Tarih Kurumu’nun da yardımı ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi doçentlerinden Arkeolog Dr. Tahsin Özgüç’ün başkanlığında bir kurul kuruldu. Müzeler Genel Müdürlüğü arkeologlarının da katıldıkları bu kurul, Rasattepe’deki tümülüste kazılar yaptı.
    Bu tümülüslerde ortaya çıkarılan eserler, şimdi Ankara Arkeoloji Müzesi’ndedir. Gordion yöresinde olduğu gibi, Ankara çevresinde ve özellikle Gazi Orman Çiftliği bölgesinde daha birçok tümülüsler vardır.
    TEPENİN TABİÎ DURUMU
    Özelliklerini daha sonra anlatacağımız proje yarışması bittikten sonra 9 Eylül 1944 tarihinde Anıtkabir’in temel atma töneri yapıldı. Burada yapılacak anıtın biçimi ve özellikleri belli olduğu için, tepenin, genel ağırlığı 150.000 tona varacak olan yapının basıncına dayanıp dayanamayacağı meselesi, çözülmesi başta gelen bir problemdi. Bunun için temelde modern metotlarla teknik “temel mekaniği” incelemesi yapılacaktı.
    Bayındırlık Bakanlığı, Anıtkabir temel incelemesi işi ile, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Salih Sayar’I görevlendirdi. Prof Sayar, Rasattepe’nin jeolojik durumunu inceledi. Çalışmalarının sonucu bir rapor ile ilgililere bildirdi. Sayın Prof. Sayar, bu raporunda “907 rakımlı Rasattepe’nin eski bir alüvyon alanı üzerindebir taraça (seki) kalıntısı olduğunu, Dördüncü Zaman’ın ilk devresinde teşekkül ettiğini” tespit etmişti (18Mayıs 1945).
    Anıtkabir yapımı, böyle teknik ve ilmî araştırmalar ve incelemeler yapılarak yürütülürken, ortaya çok önemli bir problem çıktı. Anıtkabir alanında derinliği 40 metreye kadar inen sondajlar yapılıyordu. Bu sondajlar sırasında, tepenin içinde büyük boşluklar (galeriler) bulundu. Bu galeriler, birkaç oda büyüklüğünde idi ve insan eli ile yapılmış olduğu kanısını veriyordu. Fakat bu galerilerin içinde insanların oturduklarını gösteren hiçbir iz yoktu. Ancak bu boşluklar, yapım işini aksatıyordu. Özellikle, Anıtkabir’in Şeref Holü’nün altında böyle boşlukların bulunması çok korkunç sonuçlar verebilirdi. Durum, yapıyı kontrol eden mimar ve mühendislerce Bayındırlık Bakanlığı’na bildirildi. Ayrıca mozole kısmı temelinin sağlamlaştırılması için yapılan yeni şemada yazıya eklendi. Bayındırlık Bakanlığı bu projeyi beğendi. Bundan başka Anıtkabir temelinin her taraftan demir potrel ve tellerle toprağın içine, bir geminin su altındaki kebili gibi, yerleştirilmesi kararlaştırıldı.
    Görülüyor ki, Atatürk Anıtkabiri’nin yeri, bir tesadüfle seçilmemiş, insanların binlerce yıldın beri sürüp gelen ortak değer yargılarının ışığında bulunmuştur. Böylece Atatürk’ün “Bu tepe ne güzel anıt yeri!…” diye açıkladığı isteği de yerine gelmiştir.
    Anıtkabir’in depremlere karşı dayanıklı olması gerekiyordu. Bayındırlık Bakanlığı bu durumu, kendi uzanları ile İstanbul Teknik Üniversitesi profesörlerinden kurduğu bir komisyona inceletti. Bu komisyon uzun incelemeler sonunda vardığı sonuçları 11.12.1948 tarihli bir rapor ile adı geçen Bakanlığa bildirdi.
    “Şimdi yürürlükte olan deprem haritasında Ankara şehri, bütün depremsiz bir bölge olarak gösterilmiştir. Bununla birlikte, merkezleri bu bölgeye yakın olan yer sarsıntılarının Ankara’da yansımasından ötürü Anıtkabir’in gerek kapladığı alanın genişliği ve gerek mimarlık projesinin sismik bakımdan gösterdiği özellikler ve yeri itibarıyla bir tepe üzerine yapılacağı gözönünde tutularak, bu yapının deprem etkilerine göre hesaplanması, komisyonumuzca uygun görülmüştür. Bu bakımdan:
    1. Yapı, mümkün olduğu kadar hafif olmalıdır. Özellikle bu durum, yapının yüksek yerlerinde kesin olarak sağlanmalıdır.
    2. Anıtkabir’in yapıldığı toprak, alüvyondan meydana gelen bir tepe olduğundan, deprem yüzünden yer kayması ihtimal içinde görülmektedir. Bundan ötürü, üstyapı ile temel bölümünün yekpare (tek parça) bir kitle teşkil edecek şekilde düzenlenmesi gerekir.
    3. Rasattepe’nin yamaç ve eteklerinin ağaçlandırılarak, toprağın aşınmaya karşı korunmasının sağlanması gerekli görülmüştür.”
    Bütün bu teknik raporlar, Anıtkabir’in dış mimarlığında hiç bir değişiklik yapılmadan, plânın yeniden gözden geçirilmesini ve gereken tedbirlerin alınmasını mecburi kılıyordu. Yapının temeli, demir-beton karışımı ve üst bölüm ile tek parça (yekpare) olacaktı. Bundan ötürü proje yeniden gözden geçirildi. Teknik raporlarda ileri sürülen bütün tedbirler alındı. Biraz önce de söz konusu ettiğimiz gibi Anıtkabir’in temel kısmı, tıpkı bir geminin su altındaki kesimi gibi toprağın içine yerleştirildi. Böylece anıt, türlü tabiî tesirlere dayanıklı bir duruma getirildi.
    Her lafa verecek cevabım var.
    ßir lafa bakarım lafmı diye,
    ßirde söyleyene bakarımAĐam Mıdiye!...


    Çok Sevdik Be Abi!

    Kalsada Son Nefesim, YAŞASIN KEMALİZM ! ...

  4. #4
    Avrupa Fatihi ulusoy07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21.02.2006
    Yer
    M.Kemal ATATÜRK'ün İzinden...
    Mesajlar
    2.970
    Rep Gücü
    3961

    Standart

    Teşekkürler.. bunları okumaktan zevk duyduk...


    Ömrümüzün son demidir
    Dönülmeyen o gitmeler...




    Bir Acayip Adam


  5. #5
    Sarı Kanaryalar aragorn87 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10.11.2005
    Yer
    BANDIRMA
    Yaş
    45
    Mesajlar
    2.332
    Rep Gücü
    4871

    Standart

    Güzel bir çalışma olmuş sevgisun, sağolasın.
    "Eger bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir"





  6. #6
    Avrupa Fatihi MxPx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.02.2007
    Yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    2.016
    Rep Gücü
    2810

    Standart

    teşekkürler..

  7. #7
    Yönetici Arsen Lupen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17.12.2005
    Mesajlar
    10.864
    Rep Gücü
    13954

    Standart

    Teşekkürler..

    arsenlupen@frmtr.com

  8. #8
    Banned ozgun_bjk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27.01.2006
    Yer
    İsTaNßuL/GüLTePe
    Yaş
    24
    Mesajlar
    1.071
    Rep Gücü
    0

    Standart

    Teşekkürler Sevgisun Ağabey

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •