Sitemize reklam vermek için yorumkat@yandex.com adresine mail atabilirsiniz
Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Icon37 Unutulmaz Yeşilçam Sanatçıları


    Ayhan Işık (1929 - 1979)



    1929 yılında İzmir'de doğan Ayhan Işık, 1953'te Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Sinemaya geçmeden önce grafiker olarak çalışan sanatçı, çeşitli dergilere kapak resimleri yaptı. Grafikerlikten sinemaya 1951'de Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı kazanarak geçiş yaptı. Aynı yıl "Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan" filmiyle ilk kez beyazperdede gözüktü. İkinci filmi "Kanun Namına" ile oyunculuktaki yeteneğini kanıtlayarak üne kavuştu. 1959 yılında Amerika'ya gitti ve sinema konusunda incelemelerde bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra yeni filmler çevirerek ününü sürdürdü. 1972'de film yıldızlarının sahneye çıkma modasına uyarak, Klâsik Türk Müziği dalında solistlik yaptı.

    Oyunculuğunun yanı sıra yapımcılık yapmaya da başlayan Işık, bir süre sonra da oyuncu ve yönetmen olarak "Örgüt" filmini çekti ve bu arada TV'de bazı reklam filmlerinde rol aldı. Türk sinemasının belki de en büyük oyuncularından biri olan Ayhan Işık, ikinci filminden sonra fiziği ve yeteneği ile dikkatleri çekerek, ölene kadar çevirdiği bütün filmlerde hep başrol oynadı. "Kral" ünvanını alan Işık, ününü en uzun süre koruyan ilk oyuncu oldu. Işık; 1954'te Türk Film Festivali'nde, 1962'de Ses, 1965'te Artist ve daha bir çok yayın organının düzenlediği yarışmalarda "en başarılı erkek oyuncu" seçildi. Ayhan Işık, 1979 yılında İstanbul’da havuz başında viski içerken beyin kanaması geçirdi ve kurtarılamayarak öldü.

    Önemli filmleri:

    Kanun Namına (Lütfi Ö. Akad),
    Otobüs Yolcuları (Ertem Göreç),
    Acı Hayat (Metin Erksan),
    Namusum İçin (Memduh Ün)
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  2. #2
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart


    Belgin Doruk, (d.1936-ö.1995)



    Türk sinemasının 'Küçük Hanımefendi' ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 1936'da Ankara'da doğdu.

    1952'de ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in açtığı yarışmayı Ayhan Işık ve Mahir Özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya geçti ve ilk filmi olan 'Çakırcalı'nın Definesi'ni çevirdi.

    1953'te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. Türk sinemasının belirli bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.

    Zeki Müren'le birçok filmde başrol oynadı (1959'da 'Kırık Plak', 1961'de 'Hep O Şarkı', 1962'de 'Bahçevan', 1963'de 'İstanbul Kaldırımları', 1964'de 'Hayat Bazen Tatlıdır').

    1964 yılında Orhan Elmas'ın yönettiği 'Duvarların Ötesi' adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı. Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri 'Küçük Hanım' serisi çok tutuldu.

    Sanatçı, çoğunlukla melodramların ya da duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.

    Sinemada ilk çıkışını, 'Yeşil Köşkün Lambası' filmiyle yaptı. Yönetmen Faruk Kenç ile evlenip boşandı, daha sonra yapımcı Özdemir Birsel ile evlendi.

    1970'te yapılan İkinci Adana Film Festivali'nde 'Yuvanın Bekçileri' filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1975'ten sonra sinemadan ayrılan sanatçı, 26 Mart 1995 yılında İstanbul'da hayata veda etti.


    Filmografi

    Gecekondu Rüzgarı 1972
    Pamuk Prenses Ve 7 Cüceler Ana Kraliçe 1970
    Gönül Meyhanesi 1970
    Küçük Hanımın Şoförü 1970
    Şahane İntikam 1969
    Ayşecik Yuvanın Bekçileri Leyla 1969
    İstanbul'u Sevmiyorum 1968
    Kanlı Nigar Kanlı Nigar 1968
    Atlı Karınca Dönüyor 1968
    Yıkılan Gurur 1967
    Toprağın Kanı 1966
    Allaha Ismarladık 1966
    Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım 1966
    Sevgilim Bir Artistti 1966
    Bozuk Düzen 1965
    Şoförün Kızı 1965
    Bir Gönül Oyunu 1965
    Hep O Şarkı 1965
    Sayılı Dakikalar 1965
    Kırık Hayatlar Vedide 1965
    Güzel Bir Gün İçin 1965
    Yasak Cennet 1965
    Satılık Kalp Selma 1965
    Evcilik Oyunu 1964
    İstanbul Kaldırımları 1964
    Suçlular Aramızda 1964
    Aşk ve Kin 1964
    Duvarların Ötesi 1964
    Bitirimsin Hanım Abla 1964
    Şoförler Kralı 1964
    Bahçevan 1963
    Kahpe 1963
    Acı Aşk 1963
    Akdeniz Şarkısı 1963
    Aşk Tomurcukları 1963
    İlk Göz Ağrısı 1963
    Kadınlar Hep Aynıdır 1963
    Hayat Bazen Tatlıdır 1962
    Küçük Hanımın Kısmeti 1962
    Aşka Karşı Gelinmez 1962
    Yalnızlar İçin 1962
    Küçük Hanımın Şoförü Neriman 1962
    Daima Kalbimdesin 1962
    Gönül Avcısı 1962
    Küçük Hanım Avrupa'da Neriman 1962
    Kızıl Vazo 1961
    Küçük Hanımefendi Neriman 1961
    Tatlı Günah 1961
    Aşkın Saati Gelince 1961
    Bir Demet Yasemen 1961
    Bir Yaz Yağmuru 1961
    Bülbül Yuvası 1961
    Düğün Alayı 1961
    Özleyiş 1961
    Zavallı Necdet 1961
    Aslan Yavrusu 1960
    Gece Kuşu 1960
    Satın Alınan Adam 1960
    Ayşecik Şeytan Çekici 1960
    Bir Yaz Yağmuru 1960
    İlk Aşk 1960
    Yeşil Köşkün Lambası 1960
    Kanlı Firar Türkan Akyel 1960
    Ömrümün Tek Gecesi 1959
    Samanyolu 1959
    Annemi Arıyorum 1959
    Binnaz Binnaz 1959
    Kırık Plak 1959
    Ölmeyen Aşk Semra 1959
    Hayat Cehennemi Nermin 1958
    Beraber Ölelim 1958
    Daha Çekecek Miyim? 1958
    Kederli Yıllar 1958
    Çileli Bülbül 1957
    Çölde Bir İstanbul Kızı 1957
    Mahşere Kadar 1957
    Lejyon Dönüşü 1957
    Kader 1955
    Ölüm Korkusu 1955
    Son Beste 1955
    Öldüren Şehir Selma 1953
    Köroğlu 1953
    Çakırcalı Mehmet Efe'nin Definesi 1952
    Kanlı Çiftlik 1952
    Yavuz Sultan Selim Ağlıyor 1952
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  3. #3
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart


    Ediz Hun (1941 - .... )




    1941 İstanbul doğumlu. Norveç'te Oslo ve Trondheim Üniversiteleri'nde biyoloji ve çevre bilimleri fakültesinden mezun oldu. Türk sinemasının eski jönlerinden olan Hun, Yeşilçam'a 36 yıl emek verdi. 1985'ten bu yana Marmara Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürdü.

    1991-1993 yılları arasında Çevre Bakanlığı Müşaviri ve İstanbul Çevre İl Müdürü olarak görev aldı.

    Çevre sorunlarına olan ilgisiyle tanındı. 1973 yılında THY hosteslerinden Berna hanım ile evlenen Hun iki çocuk babası.

    [HUN: BİZ KADINLAR

    18 Nisan 1999 seçimlerinden önce ANAP'tan milletvekili adayı olan Ediz Hun çevre konusundaki çalışmalarını siyasi platforma aktarmayı amaçladı. Meclis Çevre Komisyonu Başkanlığı görevinde de bulunan Hun Kadınlar Günü'ndeki konuşmasıyla espri konusu oldu.

    "Evet biz kadınların hakları" diyerek tüm konukları ve partisinin genel başkanı Mesut Yılmaz'ı güldüren Hun, daha sonra da bu sözünün arkasında durunca milletvekillerinden büyük destek aldı. "Bundan sonra Ediz Hun'u kimse yıkamaz" diyerek konuya esprili yaklaşan Yılmaz, "Dili sürçtü ama kadınlar hakkında söyledikleri doğru" diye konuştu.

    NE BELEŞ MESLEK

    Ediz Hun, milletvekilliğinin ilk günlerinde şaşkınlığını gizleyemedi. Meclis'in bir saat çalışıp paydos etmesini hayretle karşıladı ve "Bitti mi şimdi? Bu kadar maaş al, sonra 1 saat çalış. Yazık bu milletin parasına. Bu ne beleşçilik" diyerek endişesini dile getirdi.
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  4. #4
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Erol Taş (1928 - 1998)


    Türk Sineması'nın kötü adam rolündeki büyük ismi Erol Taş, 28 Şubat 1928'de Erzurum'un Karaköse ilçesinde dünyaya geldi. Henüz iki yaşında iken, babası Hamza Bey'in ölümü üzerine annesi Nazife Hanım ile birlikte İstanbul'a taşındı. Okul çağında olmasına rağmen ailesine yardım etmek için okuldan ayrıldı ve çeşitli mesleklerde çalıştı. Bunların arasında hamallık, tezgahtarlık sayılabilir. O dönem aynı zamanda boksör de olan Taş, 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazandı. Yine o yıl askere gitti ve üç yıl askerlik görevini yaptı. Askerden dönünce Cankurtaran�da bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı.

    Erol Taş'ın sinemaya tesadüf sonucu girişi de o sıralarda oldu. Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey'in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, 'Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın' diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı."

    Sinemaya ilk 1957 yılında Mümtaz Alpaslanın çektiği "Acı Günler" filmiyle girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü fakat kısa zamanda yıldızı parladı. Bir yıl sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 - Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar (1958 - Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 - Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 - Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 - Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 - Ö. Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960 - Metin Erksan) gibi pek çok filmde değişik karakterleri canlandırdı.

    Taş'ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası'nda (1964 - Tunç Başaran) dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası'nda (1965 - Kemal Kan) kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev'de (1965 - Hüsnü Cantürk) çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak'da (1965 - Natuk Baytan) karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe (1965 - Hicri Akbaşlı) ve Cevriyem'de (1978 - Memduh Ün) bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı'nda (1966 - Yılmaz Atadeniz) bir cengaver, İnce Cumali (1967 - Yılmaz Duru), Tutku (1974 - Hüsnü Cantürk), Toprağın Teri (1981 - Natuk Baytan) ve İsyan'da (1979 - Orhan Aksoy) kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü'nde (1968 - Yılmaz Atadeniz) bir Meksikalı, Aslan Bey'de (1968 - Yavuz Yalınkılıç) eski bir Rus Generali, Gelin Kız'da (1970 - Orhan Elmas) oba beyi, Kanıma Kan İsterim'de (1970 - Çetin İnanç) idamlık katil, Ök-süzler'de (1973 - Ertem Göreç) dilendirici, Belalılar'da (1974 - Melih Gülgen) çetebaşı, Tatlı Nigar'da (1978 - Orhan Aksoy) zengin bir kasabalı, Çayda Çıra'da (1982 - Yücel Uçanoğlu) zengin bir ağa, Alınyazısı'nda ise (1986 - Orhan Elmas) eski bir külhan beyi olarak çıktı karşımıza. Gerek teknik ve konu, gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller aldı. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi oldu.

    1960 yılı yapımlı "Gecelerin Ötesi", oyunculuk kariyeri için önemli bir fırsat oldu sanatçı için. Henüz sinemaya yeni yeni ısınmaya başlayan Taş, bu filmle Metin Erksan'la tekrar çalışma fırsatı buldu. Ekrem (Erol Taş), bu filmde aynı çevreden gelen, farklı endişe ve tutkularını ortak bir eylemde birleştiren altı kahramandan birisidir. Uzun yıllar bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmış ancak geriye dönüp baktığında fazla bir yol alamadığını görmüştür. Bu ezik yaşantısından doğan bunalımı, isyanı onu diğer beş arkadaşı ile birlikte soygun fikrinde harekete geçirmiştir. Fakat sistemin hazırladığı son bu filmde de değişmemektedir.

    Erol Taş'ın yer aldığı bir başka önemli yapım ise, Necati Cumalı'nın romanından 1963'de Metin Erksan tarafından filme alınan �Susuz Yaz� oldu. Bu filmde Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan ile bir üçleme çizen Taş, Osman karakterini canlandırdı. Osman'ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkeziyetçi bir yapı hakimdir. Yıllar önce eşini kaybetmiştir ve hapisteki kardeşinin (Ulvi Doğan) karısına (Hülya Koçyiğit) sahip olmak istemektedir. Etrafındaki herkesten bir nevi intikam almaya başlar ve önce köyün suyunu keser. Suyu alınan köylü ürünsüz kalır, toprağı çoraklaşır. Nasıl susuz kalan toprak halkına ihanet ederse, yıllar önce eşini kaybeden Osman'da bastıramadığı cinselliğine zalimce isyan eder. Tutkusuna yenik düşen Osman'ın bu özelliği doğasındaki ilkelliği ile birleştiğinde doyumsuzluğu tümden ele verir kendini. Osman'ın kötülüğünün temelinde yatan bir diğer önemli nokta ise tarladaki korkuluk ile paylaştığı yalnızlığıdır. Yalnızlığını sadece tutkularıyla bastırabilir. Tutkuları ise onun ölümüne giden yolun hazırlayıcısıdır.

    Tarihsel bir süreç içinde değerlendirildiğinde Erol Taş, bir başka önemli rolünü 1964'de Orhan Elmas'ın yönettiği �Duvarların Ötesi� filminde oynadı. Filmde müebbet hapse mahkum edilen Babaç (Erol Taş), kendisi gibi müebbet yiyen ya da idamlık altı arkadaşı ile hapisten kaçar. Amaçları özgür olabilmek, koğuşun dışında rahat bir nefes alabilmektir. Ancak 'duvarların ötesi'nde kendilerine seçtikleri sığınak da hapishaneden daha farklı değildir onlar için. Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara. Çünkü sistem tarafından suçlanmış toplum tarafından da dışlanmaktadırlar. Gerçek suçlu kimdir? Babaç ve arkadaşlarının mı yoksa sistemin yanlış dönen çarkı mı?

    Ö. Lütfi Akad tarafından 1966'da çekilen Hudutların Kanunu'nun konusu Güneydoğuda bir sınır kasabasında geçmektedir. Toprak verimsizdir ve tek geçim yolu kaçakçılıktır. Kaçakçı olmamak için direnen Yılmaz Güney'in aksine Erol Taş yani Ali Cello çoktan çareyi bu işte bulmuştur bile. Sınırdan kaçak davar geçirmektedir ancak sonunda başlattığı oyuna yenik düşer ve bir çatışmada vurularak ölür. Hudutların sert ve acımasız kanuna karşı Ali Cello'nun kötülüğü bile dayanamamıştır. Taş bu filmde de çoğunluk kötü adam rollerinden birisini alışılagelmiş bir oyun tarzı ile oynamaktadır.

    1968'de Nuri Ergün tarafından çekilen "Dertli Pınar" ise Taş'ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa (Erol Taş) köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoru ile elinden almakta ve etrafındaki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı halini almıştır. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez, bütün çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.

    Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen sanatçı, bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan �Ana�da Taş, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967'de çekilen ve Türkan Şoray'la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir. Yaptığı balık ağları ile geçimini sağlayan Şevket (Erol Taş), kan davası yüzünden ailesi ile birlikte köy köy dolaşmaktadır. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, filmdeki Şevket tiplemesinde tamamen farklı bir karakter çizmektedir. Kanlısı rolündeki Kadir Savun'la sanki rolleri değişmiş gibidirler. Bu seyirci içinde çok alışılagemiş bir durum değildir. Yıllar süren takibin sonunda Şevket kanlısı Musa (Kadir Savun) tarafından vurularak öldürülür.

    Bir başka örnek ise, 1992 yılında çekilen, Mehmet Tanrısever'in yönettiği �Sürgün� filmidir. Erol Taş, sinemada rol bulduğu bu son filminde, kurtuluş savaşını görmüş yaşamış eski bir çavuşu oynamaktadır. Üniformasını üzerinden hiç çıkarmayan Süleyman Çavuş, göğsünde taşıdığı istiklal madalyası ile de büyük gurur duymaktadır. Çatak köyüne gelen öğretmenin (Bulut Aras) yeniliklerine sıcak bakar, ona yardımcı olur. Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur. Öğretmenin köyden sürgün edilmesini engellemek için köy halkıyla birlikte Kaymakamlığa gitse de bu işe yaramaz. Bunun üzerine çavuş gururla taşıdığı istiklal madalyasını çıkarır ve köyden ayrılan öğretmene verir.

    Erol Taş'ı 1969 yılı itibariyle Çetin İnanç, 1971'den sonra ise Yılmaz Atadeniz'li macera filmlerinde sıkça görmekteyiz. Yılmayan Şeytan filminde (1968 - Yılmaz Atadeniz) Dr. Şeytan'ı oynar. Dr. Şeytan (Erol Taş), 'Tanyant' madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko'nun (1970 - Çetin İnanç) konusu ise 1875 yılında Meksika'da geçmektedir. Ramon isimli eşkıya (Erol Taş), köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir. Bir başka Yılmaz Atadeniz filmi olan Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler'in Dönüşü'nde (1968) ise (Erol Taş) yine Ramon ismi ile ancak bu kez Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske'de (1968 - Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy'da (1973 - Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı'nda ise (1968 - Mehmet Arslan) Kubilay Han rollünü oynamaktadır.

    Yaklaşık 200 filmde irili ufaklı çeşitli roller alan Erol Taş, oynadığı filmlerin altısında ise başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor: Mapushane Çeşmesi (1964-Suphi Kaner), Kanlı Kale (1965-Yavuz Yalınkılıç), Efenin İntikamı (1967-Yavuz Yalınkılıç), Eşkiya Kanı/Hakimo (1968-Yavuz Figenli), Konuşan Gözler (1965-Hicri Akbaşlı), Katırcı Yani Efenin Definesi (1967-Yavuz Yalınkılıç).

    45 yıllık oyunculuk yaşamı süresince sinemaya büyük emek veren Erol Taş, bu emeğin bir sonucu olarak; 1965 yılında Duvarların Ötesi ile Antalya Film Festivali'nde, 1967'de İnce Cumali ile yine Antalya Film Festivali'nde, Sahildeki Ceset ile İzmir Film Festivali'nde, Susuz Yaz'daki oyunculuğu ile ise Turizm Bakanlığı ve Meksika Accopulco Festivali'nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini aldı. Sanatçı, 8 Kasım 1998 günü, Samatya SSK Hastanesinde hayata gözlerini yumdu
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  5. #5
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Feridun Karakaya (Cilalı İbo) (1928 - 2004)


    1928 yılında İstanbul'da doğan Karakaya, lise eğitimini Kabataş Erkek Lisesi'nde tamamladı. Sahne hayatına İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda başladı.

    İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndan emekli olana kadar değişik komedilerde rol aldı. Tiyatroda "komedi" dendiğinde akla gelen bir kaç kişiden biri olan Feridun Karakaya, özellikle "Cilalı İbo" filmleriyle gerçek anlamda bir sinema yıldızı olduğu dönemlerde bile tiyatroyu bir an olsun ihmal etmedi. Kendine özgü oyunculuğu ve performansıyla sürekli sahnelerde boy gösteren Feridun Karakaya, yaş haddinden emekliye ayrılmasına rağmen, "konuk oyuncu" statüsüyle Şehir Tiyatrosu sahnelerindeki görevine kalp yetmezliği sonucu 24 Nisan 2004 tarihinde vefat edene kadar devam etti.

    OYNADIĞI OYUNLARDAN BAZILARI

    * Balabanağa

    * Fermanlı Deli Hazretleri

    * Sarıpınar (1914)

    * Döne Döne (Oscar)

    * Fotoğrafçı

    * Beyaz Mendil (1955)

    * Görünmeyen Adam İstanbul'da (1955)

    * Şehir Yıldızları (1956)

    * Berduş (1957)

    * Gurbet (1959)

    * Gönül Kimi Severse (1959)

    * Cilalı İbo Casuslar Arasında (1959)

    * Cilalı İbo Yıldızlar Arasında (1959)

    * Cilalı İbo Ve Tophane Gülü (1960)

    * Cilalı İbo'nun Çilesi (1960)

    * Cilalı İbo Zoraki Baba (1961)

    * Cilalı İbo Rüyalar Aleminde (1962)

    * Cilalı İbo Kızlar Pansiyonunda (1963)

    * Cilalı İbo Perili Köşkte (1963)

    * Beş Şeker Kız (1964)

    * Cilalı İbo Ve Kırk Haramiler (1964)

    * Seveceksen Yiğit Sev (1965)

    * Sinekli Bakkal (1967)

    * Vuruldum Bu Kıza (1968)

    * Mısır'dan Gelen Gelin (1969)

    * Cilalı İbo Almanya'da (1970)

    * Cilalı İbo Teksas Fatihi (1971)

    * Cilalı İbo Yetimler Meleği (1971)

    * Newyorklu Kız (1971)

    * Aman Karım Duymasın (1976)

    * Nazmiye'nin Koltukları (1976)

    * Banka (2002)
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  6. #6
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Neriman Köksal (1929 - 1999)



    Yeşilçam'ın büyük oyuncularından Neriman Köksal, 1929 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı Hatice Kökçü'dür. Çetin Karamanbey tarafından keşfedilip, "Çete" filmindeki Rus prensesi Nina rolü ile sinemaya adım atan Neriman Köksal asıl ününü, Fosforlu Cevriye (1959) filmi ile elde etti. Aydın Arakon, Fosforlu Cevriye filmi ile erkeksi kadın filmlerine çok tutulan bir örnek getirmiştir (Scognamillo, 1998:126). Neriman Köksal�ın, Fosforlu Cevriye filmi ile elde ettiği başarıdan dolayı günümüze kadar "Fosforlu" lakabı ile anılması ise bir tesadüf değildir.

    Neriman Köksal�ın Fosforlu Cevriye�de, iri-kıyım yapısıyla erkeklere posta koyan, argo konuşan, külhanbeyi, erkeksi-kadın (Özgüç,1993: 29) imgesini başarıyla canlandırması, sonraki dönemlerde Türk Sinemasında erkeksi-kadın imgesinin uzun yıllar sürecek bir modaya dönüşmesine de öncülük etmiştir.

    Sanatçı, 1999 yılında Mustafa Volkan Öylek'in 9 yaşındaki kızı Nazlı Buse Öylek'i mahkeme kararı ile evlat edindi. Sanatçı aynı yıl 24 Ekim 1999'da 70 yaşında hayata gözlerini yumdu.

    Oynadığı Filmler:
    Çete 1950, Hürriyet Şarkısı 1951, Katil 1953, Süheyla İstanbul Canavarı 1953, Affet Beni Allahım 1953, Leylaklar Altında 1954, Beyaz Cehennem (Cingöz Recai) 1954, Cingöz Recai 1954, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar (Oyna Kızım Oyna) 1954, Neriman İki Ateş Arasında 1954, Ebediyete Kadar 1955, Ölüm Korkusu 1955, Battal Gazi Geliyor 1955, Mari Bataktaki Kız 1955, Kanlarıyla Ödediler 1955, Kara Vadi 1955, Oyuncu Kız 1955, Şeyh Ahmed'ın Gözdesi 1955, Çoban Ali 1955, Hayatımı Mahveden Kadın 1955, Kaybolan Gençlik 1955 Hayırsız Evlat 1956, Yangın 1956, Felaket Zinciri 1956, Günahsız Yavrular 1956, Kara Bela 1956, Tuzak Oteli 1956, Çoban Aşkı 1957, Dişi Canavar 1957, Günahkarlar Cenneti 1958, Kızımın Başına Gelenler 1958, Bana Gönül Bağlama 1958, Gönülden Ağlayanlar 1958, Tilki Leman 1958, Vicdan Azabı 1958, Beklenen Bomba 1959, Feryat 1959, Fosforlu Cevriyem 1959, Şehvet Uçurumu 1959, Erkek Fatma 1959, Kıtipiyoz'a Tuzak (Fosforlu'nun Oyunu) 1959, Devlerin Öfkesi 1960, Bir Serseri 1960, Oy Farfara Farfara 1961, Tatlı Bela 1961, Naylon Leyla 1961, Şahane Kadın 1961, Fosforlu Oyuna Gelmez 1962, Lekeli Kadın 1962, Çam Sakızı 1962, Erkek Fatma Evleniyor 1963, Arka Sokaklar 1963, Gençlik Rüzgarı 1964, Son Tren 1964, Gel Barışalım 1964, Dişi Şeytan 1964, Lekeli Aşk 1964, Kimse Fatma Gibi Öpemez 1964, Öpüşmek Yasak 1964, Ayşecik Cimcime Hanım 1964, Konyakçı 1965, 65 Hüsnü 1965, Fakir Gencin Romanı 1965, Şeker Gibi Kızlar 1965, Artık Düşman Değiliz 1965, Lafını Balla Kestim 1965, Çalıkuşu 1966, Örümcek Adam 1966, Ölüm Busesi 1966, Seher Vakti 1966, Karanlıklar Meleği 1966, Aşkın Gözyaşları 1966, Geceler Yarim Oldu 1966, Yakut Gözlü Kedi 1966, Serap Ağlayan Kadın 1967, Kimsesizim 1967, Kızım Duymasın 1967, Beş Asi Adam 1968, Yanık Kaval 1969, Güllü Geliyor Güllü 1973, Yedi Evlat İki Damat 1973, Gülşah 1975, Güler Misin Ağlar Mısın 1975, Aşk-ı Memnu (TV) 1975, Saffet Beni Affet 1976, Hamza Dalar Osman Çalar 1976, Acı Hatıralar 1977, Sevgili Dayım 1977, Babanın Evlatları 1977, Evlidir Ne Yapsa Yeridir 1978, Cevriyem 1978, Ali Baba'nın Çiftliği 1978, Aldırma Gönül 1978, Çilekeş 1978, Süpermenler 1979, N'Olacak Şimdi 1979, Ayrılık Kolay Değil 1980, Şaka Yapma 1981, Bağrımdaki Ateş 1981, Günah Defteri 1981, Kırık Bir Aşk Hikayesi 1981, Mutlu Ol Yeter 1981, Talih Kuşu 1982, Beni Unutma 1982, Hülyam 1982, Seni Kalbime Gömdüm 1982, Hasret Sancısı 1982, Islak Mendil 1982, Bedel 1983, Ah Şu Kadınlar 1983, Anlatamadım 1983, Davetsiz Misafir 1983, Feryat 1983, Yaktı Beni 1983, Metres 1983, Bir Zamanlar Kardeştiler 1983, Gurbet 1984, Kader 1984, Uç Güzel Güvercinim 1984, Balayı 1984, Asılacak Kadın 1984, Aliş ile Zeynep (TV) 1984, Sana Öyle Hasretim Ki 1985, Uyanıklar Dünyası 1985, Sekreter 1985, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (TV) 1985, Süheyla Hayat Kadını 1986, Güneşten De Sıcak 1986, Sultan 1987, Acı Gurbet 1988, Evdekiler (TV) 2000, Bizim Mahalle (TV) 2000.

    Ödülleri
    18. İstanbul Film Festivali, 1999, 1 Dakika Karanlık, Onur Ödülü
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  7. #7
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Sami Hazinses (1925 - 2002)


    1925 yılında Diyarbakır'da doğan Hazinses, ilkokuldan sonra çalışmak için İstanbul'a geldi. 1953 yılında Mahir Canova'nın yönettiği, Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur'un oynadıkları "Kara Davut" filmindeki rolle sinema oyunculuğuna başladı. Sonraki yıllarda çevirdiği filmlerle rolleri büyüyen Hazinses, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçıları arasına girmeyi başardı.

    Hazinses, oyunculuğunun yanı sıra güfte ve beste çalışmaları yaptı. Sanatçının, "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı eserini Zeki Müren seslendirmişti.

    23 Ağustos 2002'de vefat etti.
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  8. #8
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Türkan Şoray



    Doğum tarihi 28 Haziran 1945
    Doğum yeri Türkiye / İstanbul
    Mesleği Sinema oyuncusu

    İlk Yılları

    28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı.

    1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray'ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir.

    Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar)

    Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine..

    1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur.

    İlk Önemli Aşama

    “Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir.

    1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler.

    Hayatına Yön Veren Adam

    Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir.

    İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır.

    Sultan

    Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar.

    Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır.

    Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur.

    Şoray Kanunları

    1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.

    2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir.

    3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır.

    4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır.

    5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir.

    6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz.

    7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır.

    8) Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz.

    9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.

    10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır.

    11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır.

    12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

    13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir.

    14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır.

    15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder.

    16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir.

    17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır.

    18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

    Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır.

    Şoray’ın Sinemamızdaki Yeri

    1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, “acul”, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı.

    Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti.

    Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz.

    Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir.

    1970’ler, Şoray, Sinema ve Toplum

    Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasıl Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, Halit Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez.

    70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı birşey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz.

    70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da o uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktır. 76’da 3. Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir.

    1980’ler ve Sonrası Şoray, Toplum ve Sinema

    Bu hızlı dönemden sonra Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (ve 80’li –90’lı yıllar boyunca Şoray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 80’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir.

    1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır.

    80’li yıllar Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Şoray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 87’de çift ayrılır. 90’lı yılları da birkaç filmle kapatır Şoray. 94’te babasını, 95’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır.Ayrıca Türkan şoray Türkiye eğitiminede katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul'un Hisarüstü semtinde yer almaktadır.

    Aldığı Ödüller

    1964 I. Antalya Film Festivali. “Acı Hayat”la “en başarılı kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

    1968 5. Antalya Film Festivali: “Vesikalı Yarim”le “en başarılı kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

    1969 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”

    1971 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”.

    1973 5. Adana Film Festivali: “Mahpus”la “en başarılı kadın oyuncu”. (altın Koza)

    Moskova Film Şenliği (Rusya): “Dönüş”le “özel ödül”.

    Ankara Gazeticiler Cemiyeti: “Yılın Artisti”

    Kelebek Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın sanatçısı”.

    Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti: “Yılın Sanatçısı”

    Tercüman Gazetesi: Halk oyu ile “en iyi sanatçı”

    İzmir Kadınlar Birliği: “Dönüş”le “en iyi kadın oyuncu”.

    1978 Taşkent Film Şenliği: “Selvi Boylum Al Yazmalım”la Uluslarası Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü.

    1987 27. Antalya Film Festivali: “Hayallerim, Aşkın ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portkal)

    1990 2. İzmir Film Festiali: “Altın Artemis onur ödülü.”

    1992 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festiali “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”.

    1994 6. Ankara Film Festivali: “Emek ödülü”.

    31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portakal)

    1996 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali: Sinema onur ödülü

    Magazin Gazeticiler Derneği 4. Altın Objektif Ödülü, Onur Ödülü.

    1999 Roma Film Festiali: Büyük Ödül

    2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali: Kadın yönetmen ödülü.

    2000 Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi: Zirvedekiler 2000 ödülü

    31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu.” (Altın Portakal)

    2001 Sakıp Sabancı Türk Kalp Vakfı: “İkinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”.

    2001 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi-Tekofaks Panasonic: “İkinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yılının başarılı iletişimci ödülü.”

    Akademi İstanbul: “Yılın en başarılı sanatçısı ödülü”.

    Filmografisi

    1960: Köyde Bir Kız Sevdim, Aşk Rüzgarı, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam

    1961: Afacan, Aşk ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatırla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardeş Uğruna, Melekler Şahidimdir, Otobüs Yolcuları, Sevimli Haydut, Siyah Melek

    1962: Acı Hayat, Allah Seviniz Dedi, Aşk Yarışı, Bardaktaki Adam, Billur Köşk, Bizde Arkadaş mıyız, DikmenYıldızı, Kırmızı Karanfiller, Lekeli Kadın, Ne Şeker Şey, Ümitler Kırılınca, Zorlu Damat

    1963: Acı Aşk, Ayşecik Canımın İçi, Badem Şekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalınan Aşk, Çapkın Kız, Dağlar Kralı, Genç Kızlar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti, Sayın Bayan

    1964: Adanalı Tayfur Kardeşler, Anasının Kuzusu, Bomba Gibi Kız, Bücür, Fıstık Gibi Maşallah, Gençlik Rüzgarı, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapıyı Çaldı, Kızgın delikanlı, Macera Kadını, Mualla, Öksüz Kız, Yılların Ardından

    1965: Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Garip Bir İzdivaç, Hayatımın Kadını, Komşunun Tavuğu, Sana Layık değilim, Seven Kadın Unutmaz, Siyah Gözler, Sürtük, Vahşi Gelin, Veda Busesi

    1966: Akşam Güneşi, Altın Küpeler, Anaların Günahı, Çalıkuşu, Çamaşırcı Güzeli, Düğün Gecesi, El Kızı, Eli Maşalı, Günahkar Kadın, Karanfilli Kadın, Kenarın Dilberi, Meleklerin İntikamı, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül

    1967: Ağlayan Kadın, ana, Ayrılsak da Beraberiz, Bir Dağ Masalı, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvaklı Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadın, Sinekli Bakkal, Tapılacak Kadın

    1968: Abbase Sultan, Ağla Gözlerim, Artı Sevmeyeceğim, aşk Eski Bir Yalan, Ayşem, Dünyanın En Güzel Kadını, Kadın Değil Baş Belası, Kadın intikamı, Kadın Severse, Kahveci Güzeli, Vesikalı Yarim

    1969: Aşk Mabudesi, Ateşli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Acı, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayım, Sana Dönmeyeceğim, Seninle Ölmek İstiyorum, Son Bahar Rüzgarları

    1970: Ağlayan Melek, Arım Balım Peteğim, Birleşen Yollar, Buğulu Gözler, Bülbül Yuvası, Hayatım Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Mağrur Kadın, Mazi Kalbimde Yaradır, Merhamet, Tatlı Meleğim

    1971: Ateş Parçası, Bir Genç Kızın Romanı, Bir Kadın Kayboldu, Gelin Çiçeği, Gülüm Dalım Çiçeğim, Güllü, Mavi Eşarp, Melek mi, Şeytan mı, Sevmek ve Ölmek Zamanı, Unutulan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz

    1972: Cemo, Çile, Dönüş, Sisli Hatıralar, Vukat Var, Zulüm

    1973: Asiye Nasıl Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadın, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalancı

    1974: Açlık, Bal Kız-Şenlik Var, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var

    1975: Acele Koca Aranıyor

    1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı

    1977: Baraj, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım

    1978: Bir Aşk Masalı, Cevriyem, Sultan, Tatlı Nigar

    1979: Hazal, Küskün çiçek

    1981: Yılanı Öldürseler

    1982: Mine, Seni Kalbime Gömdüm

    1983: Metres, Seni Seviyorum

    1984: Bir Sevgi İstiyorum

    1985: Bir Kadın Bir Hayat, Körebe

    1987: Gramafon Avrat, Hayallerim Aşkım ve Sen, On Kadın, Rumuz Gonca Gül

    1988: Ada

    1989: ölü Bir Deniz

    1990: Berdel, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Ciseliyordu

    1993: Şahmaran

    1995: Yerçekimli Aşklar

    1997: Nihavent Mucize

    2003: Gönderilmemiş Mektuplar

    2004: Mürüvvetsiz Mürüvvet

    Diziler

    1993 Tatlı Betüş
    1996 Bir Aşk Uğruna
    2000 Gözlerinde Son Gece
    2000 İkinci Bahar
    2002 Tatlı Hayat
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  9. #9
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Ekrem Bora (1934 - .... )


    Gerçek adı Ekrem Şerif Uçak'tır. 1934'te Ankara'da doğdu. Ortaokuldan mezun olduktan sonra Sultanahmet Devlet Basımevi Kursu'nu bitirerek,!mürettip ve mücellit diploması aldı. Bir süre bu meslekte çalıştı. 1953'te Sezai Solelli'nin aracılığı ile Yıldız Dergisi'nin açtığı sinema artist yarışmasına katılıp birinci oldu. Fakat film çevirmeden vatani görevini yapmaya gitti.

    1955'te ilk filmi olan "Alın Yazısı"nı çevirdi. İki filmde daha oynadıktan sonra, sinemaya iki yıl ara verdi. Sonra tekrar sinemaya dönerek erkek oyuncular arasında başa oynadı. Bora, 1966'da Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "en başarılı erkek oyuncu" ödülünü kazandı. Ayrıca çeşitli basın organlarınca yılın sanatçısı seçildi
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

  10. #10
    ForumTA Kurdu Hero!! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.11.2006
    Yer
    Gecenin en siyahından
    Mesajlar
    784
    Rep Gücü
    3792

    Standart

    Kadir İnanır



    1949 yılının Ağustos sonu ve Eylül ayının ortalarında bir günde (Nüfus kağıdındaki doğum tarihi 15 Nisan 1949) çok kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk ve ortaokulu Fatsa’da, liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde yatılı okudu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon bölümünü bitirdi.1969 yılında bir yarışmada birinci olduktan sonra oyunculuk hayatına foto-roman'lar ile başladı ve "Son Yedi Adım Sonra" isimli film ile sinemaya geçti. Türk sinemasının yetiştirdiği yıldız oyunculardan biri olan Kadir İnanır'ın önemli filmleri arasında, başrollerini Türk Sineması'nın Sultanı olarak bilinen Türkan Şoray'la paylaştığı "Dönüş", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Yılanların Öcü" filmleri ile Ah Güzel İstanbul, Tatar Ramazan, Bir Yudum Sevgi filmleri yer alıyor.182 tane sinema filmi ve 7 tane televizyon dizisinde rol aldı.Sinema dışındaki ilgi alanları sosyoloji, ekonomi ve siyasettir. Özel hobisi ise kurbağa (göden) koleksiyonu yapmaktır.İnanır, 2003 yapımlı sinema filmi "Gönderilmemis Mektuplar"da, başrolü Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray'la birlikte paylaştı. Türk Sineması'nın efsanevi ikilisi, 24 yıl aradan sonra bu filmle birlikte biraraya geldi

    Sanatçının bütün filmleri:

    1968: Son Yedi Adım Sonra
    1969: Çılgınlar Cehennemi, Yaralı Kalp, Fato.
    1970: Ankara Ekspresi, Kara Gözlüm, Mechul Kadın, Dağların Kartalı.
    1971: Unutulan Kadın, Üç Arkadaş, Azrailin Beş Atlısı, Kara Gün, Kerem ile Aslı, Mualla.
    1972: Asi Gençler, Dönüş, Leyla ile Mecnun, Utanç, Kanlı Para, Paprika Gaddarın Aşkı, Baskın, Vur.
    1973: Bitirim Kardeşler, Bitirimler Sosyetede, Ezo Gelin, Gazi Kadın, Kambur, Yaban, Anadolu Ekspresi, Arap Abdo, Hayat Bayram Olsa, Ölüme Koşanlar. 1974: Almanya'lı Yarim, Sahipsizler, Sensiz Yaşanmaz, Yazık Oldu Yarınlara, Askerin Dönüşü, Bir Yabancı, Ceza, Enayi, Korkusuzlar, Uyanık Kardeşler.
    1975: Baldız, KöPage Rankü, Pisi Pisi, Yatak Hikayemiz.
    1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Taksi Şöförü, Alev, Can Pazarı, Delicesine, Devlerin Aşkı, İki Kızgın Adam.
    1977: Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım, Silah Arkadaşları, Tövbekar, Ana Ocağı, Fırtına, Cevriyem.
    1978: Evlidir Ne Yapsa Yeridir, Derviş Bey, Düzen, Hedef.
    1979: Doktor, Fırat, Gazeteci, İstanbul, İsyan.
    1981: Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikayesi.
    1982: Tomruk, Yürek Yarası, Aşkların En Güzeli, Elveda Dostum.
    1983: Bedel, Kurban.
    1984: Yabancı, Balayı, Bir Yudum Sevgi, Güneş Doğarken, İmparator.
    1985: Seyyid, Yaz Bitti, Yılanın Öcü, Amansız Yol, Ateş Dağlı, Ölüm Yolu.
    1986: Sen Türkülerini Söyle, Sevgi Çıkmazı, Suçumuz İnsan Olmak, Sultanoğlu, Umut Sokağı, Yarın Ağlayacağım, Dikenli Yol, Hayat KöPage Ranküsü, Güneşe KöPage Rankü.
    1987: Sende Yüreğinde Sevgiye Yer Aç, Yarınsız Adam, 72. Koğuş, Menekşeler Mavidir, Yaralı Can, Küçücüğüm, Katırcılar.
    1988: Emanet, Hüzün Çemberi, 7 Uyuyanlar, Bir Beyin Oğlu.
    1989: Med Cezir Manzaraları, Acılar Paylaşılmaz, Film Bitti, Karılar Koğuşu.
    1990: Tatar Ramazan, Eskici ve Oğulları, Sayın Başkan, Darbe.
    1991: Umut Hep Vardı, Aldatacağım.
    1992: Tatar Ramazan Sürgünde.
    1995: Aşk Ölümden Soğuktur, Savcı (TV).
    1998: Marziye (TV).
    2000: Komser Şekspir.
    2001: Derman Bey (TV).
    2002: Kumsaldaki İzler (TV), Kırık Ayna (TV).
    2003: Gönderilmemiş Mektuplar (2003)
    2004: Bütün Çocuklarım (TV).
    2005: Sinema Bir Mucizedir
    2006: Azap Yolu (TV)

    Ödülleri:

    23. Antalya Film Şenliği, 1986, Yılanların Öcü - En İyi Erkek Oyuncu
    5. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1973, Utanç - En İyi Erkek Oyuncu
    3. Ankara Film Şenliği, 1990, Med Cezir Manzaraları - En İyi Erkek Oyuncu
    Rüyalarını gerçekleştirmenin en iyi yolu
    uyanmaktır.






    Öyle uzak kaldım ki senden,sana ulaşabilecek gücüm kalmadı..
    hırçın yanımı görürdün ya hep benim,artık duruldum.
    Haykırışlarım bile kendi karanlığımda kaybolur oldu.
    Becerilerim öylesine uzun,öylesine karanlık ki,bir tek ışığı bile bekler oldum senden aksedecek olan...
    yorulduğumu hissediyorum.
    BEKLEMENİN BU KADAR CANIMI YAKACAĞINI DÜŞÜNMEMİŞTİM..

Sayfa 1/3 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •