Sitemize reklam vermek için yorumkat@yandex.com adresine mail atabilirsiniz
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    Profesyonel Yorumcu
    Üyelik tarihi
    10.08.2005
    Mesajlar
    9.701
    Rep Gücü
    2222

    Arrow Mesnevi ve Edebiyatımızda Mesneviler


    Mesnevi ve Edebiyatımızda Mesneviler


    Mesnevi özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.

    Arapça’da "müzdevice" denilen mesnevi türü ilk olarak 10. yüzyılda İran edebiyatında ortaya çıkmıştır. Türk edebiyatına girişi 11’inci yüzyılda Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı yapıtıyla başlar. Kutadgu Bilig mesnevî nazım biçimiyle kaleme alınmış hacimli bir siyasetnâme örneğidir.

    Her beytinin kendi arasında kafiyelenmesi hem yazma kolaylığı sağlar hem de daha uzun metinlerin bu şekle uygun olarak kaleme alınmasına imkân tanır. Diğer nazım şekillerindeki kafiye bulma zorluğu şairleri uzun metinlerde bu şekli kullanmaya teşvik etmiştir. Bu nedenle uzun aşk öykülerinde, destanlarda mesnevi kullanılmıştır. Mesnevi bir eser başlıca tevhid, münacat, na’t, miraciye bölümlerinden oluşur.

    Mesneviler aşk mesnevileri , dinî-tasavvufi mesneviler , ahlaksal ve öğretici mesneviler , savaş ve kahramanlık konusunu işleyen gazavatnameler, bir kentin güzelliklerini anlatan şehrengizler ve mizahi mesneviler diye ayrılabilir.

    Divan şiirinde, her beytinin dizeleri kendi arasında uyaklı, aruzun genellikle kısa kalıplarıyla yazılan nazım biçimine ve bu biçimde yazılmış yapıtlara mesnevi denir. Mesneviler konularına göre üçe ayrılır: Destansı nitelikteki mesneviler (Firdevsi'nin Şehname'si) ; öğretici nitelikteki mesneviler ( Nabi'nin Hayriye'si ) ; din ve tasavvufla ilgili mesneviler ( Mevlana'nın Mesnevi'si, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnun'u, Şeyh Galip'in Hüsn'ü Aşk'ı ) . Ayrıca, padişahların savaşlarını anlatan manzum yapıtlar ( gazavatnameler ) , kentleri ve kentlerdeki güzelleri anlatan yapıtlar ( şehrengizler ) , bazı yergi türündeki yapıtlar, mesnevi nazım biçimiyle yazılmıştır. Mesnevi İran edebiyatında ortaya çıkmış (İran edebiyatında Genceli Nizami ve Cami bu türün başlıca adlarıdır) . Genceli Nizami'nin beş mesnevisinden oluşan Hamse'si, sonradan Divan edebiyatı ozanları tarafından da örnek olarak alınmıştır. Türk edebiyatında ilk mesnevi Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı yapıtıdır. Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir.Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur.

    Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri: Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı *****, Nev’i-zâde Atâi’dir.




    Leyla ile Mecnun


    Leyla ile Mecnun'un aşkları bir Arap efsanesine dayanmaktadır. Bu efsanede Mecnun mahlasıyla şiirler söyleyen Kays ibni Mülevvah adlı bir Arap şairiyle Leyli (Leyla) adlı bir Arap kızın arasında geçen ve ayrılıkla sona eren bir aşk hikayesini anlatılmaktadır.

    Söylentiye göre Kays ile Leyla kardeş çocuklarıdır. Küçük yaşta birbirlerini severler . Kays'ın Leyla için söylediği şiirler dillerde dolaşır. Leyla'nın babası ,adını dillere düşürdüğü için kızının Kays'la evlenmesini önler. Leyla başka biriyle evlendirilir. Kays çöllere düşer. Mecnun deli diye anılmaya başlar. Ayrılık acısına dayanamayan Leyla kederinden ölür. Mecnun bunu duyunca onun mezarının başına koşar ve o da orada can verir.

    Bu efsane Arap edebiyatında X. yüzyılda çok yaygın bir hale gelmiş, Mecnun'a ait olduğu söylenen şiirlerin arasına nesirler de eklenerek hikaye haline getirilmiştir. Bu konu daha sonra Fars ve Türk edebiyatlarında da işlenmiştir. Bunların arasında en ünlüsü Fuzuli'nin 1535'te yazdığı Leyla vü Mecnun adlı mesnevisidir.


    Hüsrev ü Şirin



    Hüsrev ü Şirin, İkinci Murat'ın ricası üzerine, onun adına Şeyhî tarafından kaleme alınmış bir mesnevi.

    6400 beyitten oluşan Hüsrev ü Şirin'de Sasani hükümdarlarından Hürmüz'ün oğlu Hüsrev-i Perviz, bir prenses olan Şirin ve Ferhat arasında geçen olayları konu edinmiştir. Dram ve aşk temalıdır. Bazı tarihçilere göre eserin kaynağı gerçek bir olaya dayanmaktadır.

    Hüsrev ü Şirin ilk kez (Genceli) Nizamî (1140-1203) tarafından kaleme alınmış, daha sonraları eserin konusu farklı şairler tarafından tekrar tekrar işlenmiştir. Şeyhi de bu önemli eserinin yaklaşık 2000 beytten oluşan baş kısmını Nizamî'den değiştirerek tercüme etmiş, kalan bölümünü ise kendisi yazmıştır. Fakat Şeyhi bu eserini bitiremeden vefat etmiştir.

    Bu ünlü tema, çoğu zaman aynı isimle bazen de Ferhad ü Şirin ismiyle birçok ünlü edebiyatçı tarafından tekrar kaleme alınmıştır. Fakat bu versiyonların içinde en çok yer eden ve ünlenen Şeyhî'ninkidir.


    Hüsn ü Aşk

    Hüsn ü Aşk ( Güzellik ve Aşk ) adlı mesnevi Şeyh Galip'in (1757-1799 ) başyapıtıdır. 2101 beyittir. Aruzun "mefulü-mefailün-feülün" kalıbı ile kaleme alınmıştır.

    Kendisi bu eseri, 1782'de girdiği bir iddia üzerine 6 ayda yazmıştır. Son dönem divan edebiyatının en güzel örneklerinden biri olmasının yanı sıra, tasavvufi alt yapısı ve sembolizmi ile genel olarak edebiyat ve spiritualizm açısından çok önemli bir eserdir. Eserin kahramanları güzellik (hüsn) ve güzelliğe yönelişin sonucu olan aşk'tır. Eserin her bir satırında tasavvufi simgeler bulmaktayız, kişi isimlerinden, yer isimlerine ve benzetmelere kadar. Sebk-i Hindî (Hint üslûbu) ile kaleme alınmış olan bu büyük eser, doğu edebiyatının zirvelerinden birisi olmuş ve birçok dile çevrilmiştir, bugün hâlâ yeni baskıları yapılmaktadır.



    Harname


    Harnâme; Ünlü divan edebiyatçısı Şeyhi tarafından kaleme alınmış mesnevi.

    Aynı zamanda bir hekim olan Şeyhi Sultan Çelebi Mehmed'i tedavi edince, Çelebi Mehmed ona bir köy (Tokuzlu Köyü) hediye etmiştir. Köye doğru yola koyulan Şeyhi, yolda eşkiyalar tarafından soyulmuş ve dövülmüştür. Bunun üzerine Harnâme'yi kaleme alır. Eser toplumun kötü yönlerini hicvetmektedir. Fakat bunu mizahi bir üslub ile yapmıştır.

    Eser 126 beyitten oluşmaktadır. Divan edebiyatında hiciv eserlerinin ilk önemli örneklerindendir.

  2. #2
    Profesyonel Yorumcu
    Üyelik tarihi
    10.08.2005
    Mesajlar
    9.701
    Rep Gücü
    2222

    Standart


    Garibnâme



    Garibnâme, Âşık Paşa'nın ünlü mesnevisidir. Sürekli Türkçeye önemi vurgulayan bir şair olan Âşık Paşa bu eseri Türkçe kaleme almıştır. Eser o dönemin en önemli Türkçe eserlerindendir ve o dönem için Türkçenin en güzel örneklerinden birisi olarak öne çıkar.

    Eser Anadolu'daki tasavvuf anlayışı açısından büyük önem taşır. Ana konusu tasavvuf ve dindir. Dini öğütler içeren eser sadece Türkçe açısından değil dönemin dini anlayışını anlamak açısından da önemlidir. Eser on bölümden oluşur ve 12 000 beyit içerir.


    Hayr-âbâd

    Hayr-âbâd, Baltacı Mehmed Paşa adına, 1705-1706 civarında Nâbî tarafından kaleme alınmış ünlü bir mesnevidir.

    Yazıldığı zaman büyük övgüler alan mesnevinin konusu Attâr'ın İlâhî-Nâme eserindeki bir hikayeden köken almıştır.

    Hayrabad'ın konusu kısaca şöyledir:
    "Cavid adlı bir gence Hurrem Şah isimli bir şah aşık olur. Fakat Cürcan padişahı Fahr de bu genci sevmektedir. Sarhoş olduğu bir gece Hurrem Şah Vacid'i Cürcan padişahına bahşeder. Cürcan padişahı Hurrem Şah'ın sarhoş olduğu için böyle davrandığını, ertesi gün ayıldığında Cavid'i geri isteyebileceğini düşünür; bu nedenle Cavid'i bir kuyuya saklar, iki tane de kâfûr mumu yakar. Şah ayılınca cidden de Cavid'i arar, fakat kuyuya girildiğinde Cavid orada olmadığını mumların da bittiğini görürler. Bir hırsız Cavid'i oradan çıkartmıştır, ama başka, daha derin bir kuyuya düşmüştür. Padişah bu hırsızla bu kuyuya girip Cavid'i kurtarır. Yolları güzel bir bahçeye düşer, bahçede bir dev ve güzel bir kız vardır. Dev kıza aşıktır, fakat Cavid kızı görünce kıza aşık olur. Hırsız devi öldürür, Cavid kıza kavuşur."

    Bu eseri ünlü divan şairi Şeyh Galip özellikle de özgün olmadığı için eleştirmiştir.




    Mesnevi (Mevlana)


    Mevlana'nın 6 ciltlik eseridir. Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin isteği üzerine yazmıştır. Katibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, Mevlana, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, otururken, yürürken, hatta semâ ederken söylermiş. Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

    Mesnevi'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlana Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618 dir.

    Mesnevi'nin Vezni:

    Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.

    Mevlana 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine eklenmiş hikayeler halinde anlatmaktadır.


    "Ömrümün özeti şu üç sözden ibarettir: Hamdım, piştim, yandım."
    Mevlana





    Mesnevinin ilk 18 beyiti :

    Dinle, bu ney nasıl şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor. Diyor ki:

    Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımla kadın da ağlayıp inlemiştir, erkek de.

    Ayrılıktan parça parça olmuş bir gönül isterim ki aşk ve özlem derdini anlatayım ona.

    Aslın mevlana dan uzak kalan kişi buluşma zamanını arar durur. Ben her toplulukta ağladim, inledim.

    İyi hallilerle de eş oldum, kötü hallilerle de. Herkes kendi zannınca dost oldu bana. İçimdeki sırlarımı ise kimse aramadı.

    Benim sırrım, feryadimdan uzak değil, fakat gözde, kulakta o ışık yok. Beden candan, can da bedenden gizli değil; fakat kimseye canı görmeye izin yok.

    Ateştir neyin bu sesi, yel değil. Kimde bu ateş yok ise, yok olsun o kişi. "Ask ateşidir ki neye düştü, aşk coşkunluğudur ki şaraba düştü.

    Ney, bir dosttan ayrılana eştir, dosttur, perdeleri perdemizi yırttı gitti. Ney kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede. Mecnun'un aşk hikayelerini anlatmada.

    Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehiri kim gördü? Ney gibi bir solukdaşı, bir hasret çekeni kim gördü? "Bu aklin mahremi, akılsızdan baskası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur.

    Gamımızla günler geçti, akşamlar oldu, günler yanışlarla yoldaş kesildi de yandı gittiler. Günler geçip gitti ise, de ki: Geçin gidin, pervamız yok.

    Sen kal ey dost, temizlikte sana benzer yok. Baliktan başka herkes suya yandı, rızkı olmayanin da günü uzadıkça uzadı.

    Ham; pişkin, olgun kişinin halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyle ise sözü kisa kesmek gerek vesselam.




    Türk edebiyatında Mesnevi Nihat Sami Banarlı

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •